1. Ders – Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ramazan BAŞARAN | Analitik Felsefe Okumaları

 

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor

Analitik Felsefe Okumaları Ders Raporu

 

  1. sınıf-YL grubu   
Tarih:23 Ekim 2021 Cumartesi, 18.00
Ders:Analitik Felsefe Okumaları 1. Ders
Hoca:Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ramazan BAŞARAN
Hazrlyn:Cüneyt YAŞAR
İşleniş:Yüz yüze ve Online
Özet:

Giriş:

Analitik Felsefe nedir? Nasıl yapılır? Bu sorular derslerden sonra netleşecektir.

Öncelikle bir çerçeve çizmemiz lazım. Sorunlar nerden ortaya çıkıyor? Aritmetiğin temellerinin ana sorusu nedir: Aritmetiğin temeli nedir? Sıra sayılarının nesnelerle nasıl karşılaştığı.

Frege’nin yaşadığı devir Kant sonrasına denk gelen büyük bir bilgi karmaşasına denk geliyor. Evrim teorisi, ahlakın temelleri, antropoloji ortaya çıkmaya başlıyor falan. Ama belli bir sistematik oluşmaya başlıyor, toplum bilimleri, doğa bilimleri vs. diye. Kant klasik dünyaya ait bilgi dediğimiz ne varsa dağıtmış durumda. Kant’ın bilgi dünyasında getirdiği numen ve fenomen alanları.

Birinci Bölüm:

Kant bilgi anlayışını nasıl yıktı? Kalem örneği veriyor hoca. Bu kalem hakkında ne biliyoruz? Kadim dünyada, bir şeylerin bilgisini ediniriz biz. Bilgi bizim dışındaki nesnelerde gerçekleşir. Örneğin analitik felsefe dediğimiz şeyin bir özü var ve atıyorum bu öz yüz birimden oluşuyor. Biz bunu öğreniyoruz. Kant’a kadar her şey o şey hakkındaydı. Hatta hatalı bilebilirdik. O da o şey hakkındaydı. Mesela bir çayın rengi vardır. Bunu yanlış gören yanlış bilgiye sahiptir, doğru bilgi değişmez. Kant’a göre ise bilgi ya vardır ya yoktur. Dolayısıyla biz bilginin aklımız yettiği kadarını görüyor değiliz. O nesne dediğimiz her ne ise (yani numenler) biz onun aracılığıyla aklımızı görüyoruz. Temel bilgi paradigmasının değişimidir bu. Platoncu bilginin tam tersidir. O zamana kadar biz özne olarak pasif konumdaydık. Dışardan alırdık. Kant biz dünyayı şekillendiriyoruz diyor. Gördüğümüz ne varsa bizim aklımızdaki bilgidir. Her şey insanın aklındaki bilgidir. Tanrı ve ruh fenomenler dünyasında olmadığı için aklımız hakkında bir bilgi vermiyor. Çünkü bunlar fenomenler dünyasında yok. Algımıza konu olmuyor. Zaten tanrının tanımı gereği fenomenler dünyasında yok.

Bilgi dediğimiz şey farklı düzeylerde doğrulanabilir. Kant felsefesi her şey zihnimizden ibaret demiyor. Her şey zihnimizi bilmemize yardımcı olur diyor. Zihnimizin nasıl çalıştığını dış dünyadan öğrenebiliyoruz. Önce kavram sonra algı gelir. Aristo felsefesi bir şeyi diğer şeylerden ayıran şeyi bulur. Böyle böyle o şeyin özünü bulur. Katır mesela Aristo felsefesi için çok büyük bir problemdir. Kant sonrasında bu özler varsa da bilinemez diyor. Descartes’e göre çayın özü var ve matematiksel bir şeye indirgenebilir ama hala dış dünyada o bilgi duruyor.

Zihnimiz her şeyi zaman ve mekanla kavrıyor, nitelik dediğimiz şeyle algılıyor. Algımızın olmadığı bir özellik varsa onun olduğunu da bilemeyiz olmadığını da bilemeyiz. Algımız ve dünya arasında bir fark yok. Bunlar metafizik ve zihnimizi aşan şeylerdir.

(15 dk. ara)

İkinci Bölüm: Kant’tan Analitik Felsefeye:

Bilgi dediğimiz şey ne peki? İnançlar olabilir, algılar olabilir. Öznel ve nesnel dediğimizi şey Kant felsefesinde özel bir yere sahiptir. Özne merkezli ve nesne merkezli bilgi. Kalemin nesnel bir bilgisi var. Bunların gerçek mi diye bir soru yok, zihnim gerekçe olduğu için hepsi gerçek. Bunu bilecek tek varlık tanrı, onun da varlığı belli değil.

Bir şeyi diğer şeyden iyi yapan şey nedir? Bunun ölçüsü nedir?

Rüya alanının denetimi yok örneğin, bu yüzden denetimi olmayan şeye bilgi diyemiyoruz. Nesne kantta algılama birimidir. Hiçbir bilgide kesinlik yoktur. Dolayısıyla katır da, at da hayvan. Özleri yok. Bizim düşüncelerimiz yok biz düşünceyiz. Bizim ruhumuz yok, biz ruhuz.

Darwin’in kendi paradigmasını ortaya koyması Kant’ın paradigması ile mümkün, psikanaliz de aynı şekilde. Ciddi bir problem matematikte ortaya çıkıyor. Sayılar olunca insan dış dünyaya bağlı kalıyor. Frege sayılar da zihnimizin özelliği diyor. Zihnimizdeki kavramları biz sayı olarak itibariyle düşünmeyi öğreniyoruz. Bir şey varsa ve onu sayabiliyorsam bu kavramın özelliğidir, nesnenin değil. Frege’nin Kant’a eleştirisi budur.

Hegel Kant’ın felsefesiyle metafizik yapmaya çalışıyor. Kant’ın dedikleriyle biz neler bilebiliriz.

Algımızın bütün kavramları öncelediğini söyleyen fenomenolojistler ortaya çıkıyor. Bunlardan biri de Husserl. Husserl Frege’nin de arkadaşı. Özellikler algının değil kavramın özellikleridir. Mantıksal olarak zihnimiz her şeyi eşit görmüyor. Dolayısıyla önce kavramın olması lazım. Bir şeyin kendisiyle aynı şey olmaması. Aritmetiğin temeli mantıktır. Ve mantık bütün algılardan önce gelir. Zihnimizin yapısı mantıktır. Algıladığımız her şeyi bilmiş olmuyoruz. Yargı bütün kavramlardan öncedir. Bilgi algı demek değil. Bilgi ayrı bişey algı ayrı bir şey. Algıladığımız şeyin bilgi olabilmesi için yargı olması yani dile getirilmesi gerekiyor. Bilgi dille, yargıyla gelir. Nesneler hakkında yaptığımız yargılar kavramlara dönüşüyor. Aristoculukta kavramlar var biz onların özünü kavrıyorduk. Diğer nesneler de oluşturulmuş kavramların altına kavramlarla düşüyor. Yargılar bizim kavramlar üzerine kurduğumuz anlamlı cümlelerdir. Kavramlar tek başına anlamlı değildir. Bir cümle içerisinde kullanılırsa, yargı oluşturulursa anlam kazanır ne olduğu hakkında. Algımıza konu olmayan şeyler nasıl kavramlaştırılır? Altına nesne koyacakları kavramlar üretmek lazım.

Biz dildeki kavramlarla olan şeyleri mantığa indirebilirsek bütün kafa karışıklıkları ortadan kalkar. Doğal dilleri mantığa aktarmanın bir yolunu bulmalıyız. Bunu yapabilirsek neyin doğru veya yanlış olduğunu bulabiliriz. Doğal dil düşünceyi zehirler.

Frege’nin felsefesi Wittgenstein ve Russell üzerinden çok etkili oluyor. Kendisi analitik felsefeci değil ama analitik felsefenin başlatıcısı oluyor.

Berber paradoksu

Sadece kendini tıraş edemeyen berberleri tıraş eden berberler kümesi. Bu paradoks Frege’nin felsefesini yıkıyor.

Ön Okuma Metni:
  • Gottlob Frege – Aritmetiğin Temelleri

 

Scroll to Top