1. Ders – Dr. Öğr. Üyesi Yasin Ramazan BAŞARAN | Analitik Felsefe Atölyesi

 

Hoca: Yasin Ramazan BAŞARAN

Ders: Analitik Felsefe Atölyesi 1. Ders

Tarih: 28 Mart 2022

Yasin Ramazan- Analitik Felsefe Okumaları

Toplam Katılan Kişi Sayısı: 15 kişi

Ekipten Katılanlar: 

Hayrünnisa Akgün

Cüneyt Yaşar

Fatma Zehra Selvi

Sümeyra Çelik

Betül Kalender

Beyzanur Kayacı

 

Materyaller: Reflections on Reason and Belief in God

 

Dersin Özeti

Ders iki oturum şeklinde yapıldı. 

Hoca derste rasyonalite toplumsal ve bireysel açıdan ele aldı. Rasyonalitenin konusu olabilecek başlıklar incelenirken farklı perspektiflerin önemine vurgu yapıldı ve soru-cevap ve sohbet havasında interaktif şekilde işlendi.

 

Din ve din felsefesi rasyonel midir? Sorusuna cevap verenler ikiye ayrılır.

Dinin rasyonel olmadığını iddia ederek dini reddedenler ve yine dinin rasyonel olmadığını iddia ederek dini kabul edenler. İlk grup için bir şeyin varlığından ve ondan söz etmek onun tamamen rasyonel olup olmamaklığına bağlıdır. İkinci grup ise var olan ve inanılan her şeyin rasyonel olma zorunluluğunun olmadığını öne sürer. 

 

Dini inancımızın rasyonel olup olmadığı önemli midir? 

Rasyonalite karşılaşmayla açığa çıkar. Başka bir inançla karşılaşmadığımız sürece kendi inancımıza çok az rasyonel zemin ararız. Rasyonalite toplumdan doğmuştur fakat toplumun belirlenimleri rasyonel değildir. Sekiz milyar insanın sekiz milyarı da suyun bileşenlerinin H3O olduğunu söylemesi o bilginin rasyonel olduğu anlamına gelmez.. Ancak bir denetleme mekanizması varsa ve bu mekanizma bilgiyi doğrularsa rasyonel olabilir. 

 

Bir bilginin kanıtlayıp kanıtlayamaması o bilgiyi rasyonellikten çıkarır mı? 

Bir denetleme mekanizması yoksa (rüyalar, sezgiler gibi) bu bilginin rasyonelliği hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Çünkü rasyonellik kimsenin tekelinde değildir. Denetleme olmadığı sürece onun rasyonel olmadığını söyleyemediğimiz kadar rasyonel olduğunu da kesin olarak söyleyemeyiz. 

 

Metafizik bir problemle ilgilendiğimizde denetleme mekanizması nedir?

İnancın rasyonel olup olmadığını söyleyebilmek için dışarıdan denetlenebilir bir zemini olması gerekir. Denetleme mekanizmasına açık olmayan şeyler ne rasyoneldir ne de irrasyoneldir. Herhangi bir inancımızı rasyonelleştirmek herkese kabul ettirmek anlamına gelmez. Kavramlarımıza başkasının perspektifiyle bakmak ve onun aklını kullanabilmek bunun bir çözüm yolu olarak düşünülebilir. 

 

Dersin sonunda hoca işlenen konu hakkında aklımızda kalanları kendi bakış açımızla yazıp önümüzdeki derse getirmemiz istedi. Önümüzdeki hafta yazdığımız yazılar üzerinden devam ederek gidilecek.

 

Özet:

Hazırlayan: Cüneyt YAŞAR / 23 Mayıs 2022

Giriş: Analitik Felsefe Nedir?

Bilgi ile bilenin arasını açmaktır.

Söyleyen kişi ile söylediğinin arasını açmamız anlamına gelir.

Yani analitik din felsefesi yapacaksak din felsefesi ile dini inancı birbirinden ayırmak gerekir.

Analitik din felsefesini diğer analitik bilim dallarından ayırmamız gerek, çünkü dinin kendisi felsefeye uygun mudur, değil midir tartışması yaşanıyor din alanında olunca.

Mesela bilim dediğimizde elimizdeki veriden hareketle nesnel yorumlar yapılabiliyor ama din ve sanat bağlamında yapılan yorumlar öznel kalıyor.

 

Din felsefesinde rasyonaliteden bahsederken iki eleştiri geliyor. 

1-Dinin rasyonel olmadığını söyleyerek dini inkar edenler

2-Dinin rasyonel olmadığını söyleyerek ona inananlar

 

Birinci Bölüm 

Analitik din felsefesinin temel perspektifi inancın rasyonel olup olmadığını ortaya koymaktır ve bu farklı inançlarla test edilir

 

Bir inancın rasyonel olmasının ne önemi vardır? 

2000 yıl önce Nasıra’dan çıkan bir adam ile günümüzde ortaya çıkan kişilerle ne farkı var?

İnancının Rasyonel olup olmamasının insana ne etkisi olabilir? 

Öteki ile karşılaşınca başlıyor rasyonalite problemi. Gerekçelendirilme ihtiyacı doğuyor. Gerekçesiz inanç olamaz. Rasyonalite böyle doğmuştur ama bu rasyonalitenin kendisi değil. 

Mekanizmanın denetlenebilirliği rasyonellik demektir. Sonucunda çıkan şeyin herkesçe kabul edilmesi değil. Rasyonellik toplumsal bir ortamda ortaya çıkıyor olabilir ama bu onun rasyonel olduğu anlamına gelmez. 

Metodun denetlenebilir olması lazım inancın değil. 

Örneğin özgür iradenin varlığı veya yokluğu ile ilgili olan bir tartışmada bu ikisinin de doğru veya yanlış olmasını belirleyen bir ölçüte ihtiyacımız var. Bu ölçütün denetlenebilmesi gerekiyor. Yoksa özgür iradenin olup olmaması rasyonel de irrasyonel de değildir. 

İnsanların kendi evcil teorileri vardır. Bu teoriler insanın bir şeyi yaparken arka planda ondan beklentisi doğrultusunda yaptığı şeyin sonucunun onu gerçekleştirecek başka sebepler olduğu düşüncesidir. Şunu yaparsam başıma kötü şeyler gelir gibi. Peki bu rasyonel mi? Ya da rüyalarda gördüğümüz şeyleri başkalarına anlattığımızda a) anlatılanların buna inanması ile b) rüyayı görenin buna inanması durumu rasyonel mi? 

 

İkinci Bölüm 

İnancınızla ilgili kriter herkes tarafından kabul edilebilen bir kriter olmak zorunda değil ama bu onun rasyonel olmadığı anlamına gelmiyor. 

Kant zaman, mekan, nitelik, nicelik anlamındaki sayılar evrenseldir bunlarda rasyonellik söz konusu olabilir diyor. 

 

Metafizik denetlenebilir mi? 

Zamanın fiziksel bir karşılığı yok ama saat ile denetleyebiliyoruz

Fiziksel şeylerle metafiziksel şeyleri ölçebiliyoruz

Aynı cinste farklı tekiller tanımlanabilir. 

 

Fil örneğinde körler filin farklı yerlerini tutuyorlar. Bu hikayeden filin bilinirliğini kaldırsak olay karışıyor. Hepimiz o körlerden bir parçayız. Bütünü bilemiyoruz. Bundan sıyrılıp geriye çıkanlar ise kibirli oluyor. 

Eğer vahiy tanrının sözüyse vahye değil vahyin gösterdiği şeye inanmakla mükellefiz. Ayetlere değil gösterdiği şeye, gayba inanıyoruz. 

İnançlarımızı ölçmeye kalksak bireysel perspektiflerimizden ölçebiliriz. Bu da bizi rölativiteye ya da bilinmemezliğe götürür mü? 

Rasyonelliği bir kenara koyalım herkes öznel bir şekilde takılsın dediğimizde ne ortaya çıkar?

Cevap: Evcil teoriler ortaya çıkar. Herkesin kendini kandırdığı bir yaşam ortaya çıkar. Bunu önlemek için ise başkasının perspektifine muhtacız. Başkasının perspektifini kullanma yöntemlerini bulmak gerek. Dil, mantık, metafizik bu işe yarıyor. Başka zihinlerle, akıllarla da düşünebilmemiz lazım. 

Eğer rasyonalite diye bir şey yoksa kitap okumaya da konuşmaya da gerek yok. Gerek ahlaki gerek ontolojik, epistemolojik bütün kaygılarımızı birbirimizin perspektifi ile karşılaştırarak daha rasyonel hale getirmek çabasındayız. Rasyonalite asla ulaşılamayacak bir amaçtır hocaya göre. Rasyonaliteye zamanında ulaştığını iddia eden insanlar olmuştur. Bunları zaman yalanladı. O rasyonalitenin değiştiğini görüyoruz sonuçta. 

Bir şeyin ise rasyonalite alanına girebilmesi ise denetim mekanizmalarının denetlenebilmesi ile alakalıdır. O yüzden teslis, şefaat ya da enkarnasyondan bahsederken din felsefesi değil teoloji yapabiliyoruz ancak. Çünkü bunlardan bahsedebilmemiz için belli şeyleri kabul etmemiz gerekir.

Scroll to Top