2. Ders – Prof. Dr. Hasan Yücel BAŞDEMİR | Siyasi İdeolojiler: Bireyci İdeolojiler; Sosyalizm ve Milliyetçilik

 

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor

Ders Raporu

Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir

Dersin Adı: Siyasi İdeolojiler

Konu: Bireyci İdeolojiler, Sosyalizm ve Milliyetçilik

Ders Süresi: 1 saat 30 dakika 

Ders Mevcudu: 

Ön Okuma Metni: 

Metin Uçar, Sosyalizm

Hamit Emrah Beriş, Milliyetçilik

 

Ders okuma metninin öğrenciler tarafından okunarak gelinmesinin ardından ön hazırlıklı olarak işlenmiştir. Öğrencilerin katılı yüksek olmamıştır. Dersten çıkartılan genel özet şu şekildedir;

Diğer bazı ideolojilerle karşılaştığında kuramsal zemini daha zayıf olmasına rağmen milliyetçiliğin siyasal pratikler açısından belki de en güçlü ideoloji olduğu rahatlıkla söylenebilir. Hemen her siyasal sistemin toplumun gözünde meşruluğunu sağlamak için güçlü tezlere ihtiyaç duyması, bu amaçla halkın iradesine dayandığını göstermek istemesi milliyetçiliğin gündelik hayatta kendisini sürekli yeniden üretmesini beraberinde getirir. Dahası milliyetçiliğin doğrudan duygulara hitap eden yönü insanların gözündeki adeta kutsalla özdeşleştirilmesi sonucunu doğurur. Bu bakımdan milliyetçilik, kıvanç ve onur ile birlikte acıların da paylaşılması açısından oldukça elverişli bir zemin sunar. Devletlerin küçük yaşlardan başlayarak endoktrinasyon mekanizmaları aracılığıyla milliyetçiliği beslemeleri bu duyguların sürekli canlı tutulmasını sağlar, aynı zamanda statükonun korunması amacına hizmet eder. Bu nedenle, milliyetçiliğin önümüzdeki süreçte toplumlar üzerindeki etkisini yitireceğini düşünmek gerçekçi değildir. Kaldı ki dünyanın değişik yerlerinde karşılaşılan örnekler, küreselleşme çağında da milliyetçiliğin yeni biçimlerle insanlığın kaderindeki yerini koruyacağına işaret etmektedir. Burada daha gerçekçi beklenti, milliyetçiliğin saldırgan değil, daha barışçıl bir dille demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri göz önünde bulundurularak varlığını sürdürmesi olabilir. Soğuk Savaş sonrasındaki beklentilerin aksine ulus-devletlerin konumlarını daha uzun süreler devam ettirecekleri öngörülebilir bir durumdur. Söz konusu modelin vazgeçilmez unsuru ise ulusun bizatihi kendisidir. Ulusların kendi içlerindeki çoğulculukları kabullenen, devletle ilişkilerini evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde kuran ve bu açıdan demokratik yurttaşlık anlayışını önceleyen bir görünüm kazanması milliyetçiliğin yaratabileceği tehlikeleri önleyecek yegâne araç olacaktır. Aynı durum Türkiye için de geçerlidir. Tarihsel olarak ırkçılığın bulunmadığı, ancak etnik sorunların su yüzüne çıkabildiği Türkiye’de farklı kimlikleri kuşatan ve siyasal alanda temsil edilmelerine izin veren bir yaklaşımın benimsenmesi daha fazla sayıda insanın sisteme entegre olması sonucunu doğuracaktır. Bu bakımdan, birlikte yaşama iradesinin hangi kesimden gelirse gelsin şiddeti dışlayıp demokratik siyaseti önceleyen bir yaklaşım içinde ifadesini bulması, insanların eşit yurttaşlık anlayışı çerçevesinde birleşmesi ve demokrasinin içselleştirilmesi milliyetçiliğin üretebileceği çatışmacı iklimin önünü en baştan kesecektir

Scroll to Top