Arş. Gör. Hadi Ensar CEYLAN | İslam’da İbadetler

 

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor

Ders Raporu

Arş. Gör. Hadi Ensar Ceylan

 

Dersin Adı: İslam’da İbadetler

Konu: Klasik Fıkıh Kitaplarında İbadetlerin Tanzimi 

Ders Süresi: 2 oturum 

Ders Mevcudu: 18 

Ön Okuma Metni: 

Wael B. Hallaq; Ahlaki Hukukun Glişimi: Kuran’a ve Şer’i Hukukun Ortaya Çıkışına Yeni Bir Bakış

 

Kur’an’ın ahlâkî bir kozmoloji teşekkül ettirdiğini kabul edersek, ki kabul etmeliyiz, içindeki “doğrudan hukukî” ögelerin, tümden daha büyük ve aslında kozmik ahlâkî düzenin türevleri olduğunu kabul etmek zorunda kalırız. Bu düzende, -modern söylemde algıladığımız haliyle- “hukuk”, ahlâkın tâbiidir. Bireyler ve tikeller gibi dinlerin de yegâne olduğu, önemsenebilecek herhangi bir açıdan gerçekten benzer olamayacakları konusunda Nietzsche gibi ısrarcı olmalıyız. 

Bu şu anlama gelir ki, başka herhangi bir din veya kültürün standartlarını, hele seküler modern Avrupa’nınkileri kesinlikle İslam’a ve onun Kur’an’ına uygulayamayız. Ahlâkî bir fenomeni, “doğrudan hukukî” değer taşıma şeklinde bir kavramsal ölçü ile yargılamak, zaten yeterince ciddi bir problem olan, bir ahlâk anlayışının ya da burada bir kültürün- diğerini yargılaması problemini daha da alevlendirir. 

Ahlâkın kendisi gibi hukuk da evrenselleştirilemez. Hukuk ve ahlâk, çoğunlukla unutulan Protagoras’ın öne sürdüğü gibi, özgün tezahürler olup, belli toplumların, özgün bağlamı olan müşahhas sosyal tecrübelerin sonucudur. Aslında herkese aynı ahlâk yasasını uygulamanın ahlâkî olmadığını hararetle savunan Nietzsche’nin kendisidir. Nietzsche’nin asıl derdi Hristiyan ahlâkına karşı çıkmak olsa da, sanıyorum bu yargısına hukukun da dâhil edilmesine bir itirazı olmazdı. Bununla birlikte vurgulanmak istenen hala şudur: –İslam ve Kur’an da dahil olmak üzere- bir fenomeni gerçekten anlamak için ona kendi şartlarında yaklaşılması gerekir. Kur’an’ın kavramları yaygın şekilde ve kozmolojik olarak ahlâkî olduğuna göre, Mekke’de ilk sûrelerin vahyedilmesi ile birlikte, ahlâkın başladığı yer ve zamanda “hukuk” da başlamıştır. “İslam Hukuku”nun başladığı yer ve zaman bu noktadır ve karmaşık ahlâkî taslağın “hukukî” ve diğer açılardan daha ayrıntılı olarak işlenmesi bu noktada başlamıştır. Söz konusu işleme, ilk baştan itibaren ahlâk temelli ve her şeyiyle Kur’anî olan tam teşekküllü şer‘î hukuk haline gelmiştir.

Scroll to Top