Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz Projesi

Ders Raporu

 

Kıta Avrupası Felsefesi Okumaları II Grubu

Tarih:23 Şubat 2023 Cuma, 18:00       
Ders:Jan Patočka
Hoca:Dr. Burak Çakır
İşleniş:Yüz yüze , Online  kişi
Özet:Beyza Kayacı hocayı takdim etti. 

Ders iki oturumda işlendi. 

Ders içeriğe bağlı kalarak işlendi. 

Jan Patočka’ya Giriş ve Antik Yunan Felsefesi:

  • Jan Patočka’nın Hayatı ve Felsefi Kaynakları

Jan Patočka, 1907 yılında Çek Cumhuriyeti’nde dünyaya geldi ve eğitim hayatına Prag’da başladı. Daha sonra felsefe eğitimini derinleştirmek için Paris, Freiburg ve Berlin gibi önemli merkezlerde bulundu. Patočka’nın felsefi düşüncesi üzerinde Edmund Husserl ve Martin Heidegger gibi dönemin önde gelen fenomenologlarının büyük etkisi oldu. Ancak onun felsefi kaynakları bunlarla sınırlı değildi; antik Yunan felsefesi, fenomenoloji ve tarih felsefesi de Patočka’nın düşüncelerini şekillendiren temel alanlardı.

  • Patočka ve Sokrates Benzerliği

Patočka’nın hayatı ve ölümü, antik Yunan filozofu Sokrates ile çarpıcı benzerlikler taşımaktadır. Her iki düşünür de devlet otoritesi tarafından öldürüldü; Sokrates MÖ 399’da Atina’da, Patočka ise 1977’de Çekoslovakya’da. Ancak bu trajik son, onların felsefi duruşlarının da bir yansımasıydı. Tıpkı Sokrates gibi Patočka da insanın kendisini ve içinde yaşadığı toplumu anlamaya, sorgulamaya ve dönüştürmeye adanmış bir hayat sürdü. Her ikisi için de felsefe, ruha özenle bakmanın ve onu geliştirmenin bir yoluydu.

  • Mitos ve Felsefe İlişkisi

Patočka, antik Yunan düşüncesinde mitos ve felsefe arasındaki ilişkiyi incelerken, bu ikisi arasında keskin bir ayrım olmadığını öne sürdü. Mitos, belirli, kesin ve tarih öncesi bir anlatı biçimiyken, felsefe belirsizlik, sorgulama ve hayret içeren bir düşünme tarzıydı. Ancak Patočka’ya göre, mitos ve felsefe birbirini dışlamaz, aksine birlikte var olur ve etkileşim içindedir. Mitosun sağladığı belirlilik zemini üzerinde, felsefenin getirdiği belirsizlik ve sorgulama ortaya çıkar. Dolayısıyla, felsefe ve mitos arasında bir geçiş değil, bir gerilim ve diyalektik söz konusudur.

Fenomenoloji, Ruha İhtimam Gösterme ve İnsan Hakları:

  • Patočka ve Fenomenoloji

Her ne kadar Patočka kendisini bir fenomenolog olarak tanımlasa da, onun fenomenolojisi Husserl ve Heidegger’inkinden belirgin şekilde farklılaşır. Patočka, fenomenolojinin asıl amacının şeylerin kendisine değil, onların fenomenlerine ve tezahürlerine odaklanmak olduğunu savunur. Ona göre, fenomenolojik felsefe zaman zaman metafiziğe fazlaca yaklaşma riski taşımaktadır ve bu durum eleştirel bir değerlendirmeyi gerektirir. Patočka, fenomenolojinin asli görevinin, fenomenleri betimlemek ve anlamak olduğunu vurgular.

  • Ruha İhtimam Gösterme

Patočka, insanın kendi varoluşuna karşı sürekli bir sorumluluk taşıdığını ve bu sorumluluğun en önemli unsurlarından birinin “ruha ihtimam gösterme” olduğunu öne sürer. Bu, hem bireysel hem de toplumsal boyutları olan bir görevdir. Bireysel olarak, kişinin kendi benliğini anlaması, sorgulaması ve geliştirmesi anlamına gelirken; toplumsal olarak, başkalarının da aynı süreci yaşamasına olanak sağlayacak bir ortamın yaratılmasını içerir. Ruha ihtimam gösterme, düşünce ve eylemin bir aradalığını gerektirir. Sokrates’in savunmasında da merkezî bir tema olan bu kavram, Patočka’nın felsefesinde de kilit bir rol oynar.

  • Sarsılanların Dayanışması ve İnsan Onuru

Patočka’ya göre, modern çağda gücün ve tahakkümün altında ezilen, “sarsılan” insanların bir araya gelmesi ve ortak bir anlayış geliştirmesi hayati önem taşımaktadır. Bu dayanışma, hem varoluşsal bir duruş hem de politik bir eylem biçimidir. Sarsılanların dayanışması, insan onurunun ve haysiyetinin korunması için gereklidir. Çünkü Patočka’ya göre, insanın sahip olduğu en temel değer, onun onuru ve şerefidir. Bu değeri korumak ve yüceltmek, ancak ortak bir sorumluluk üstlenmekle ve tarihin akışına müdahale etmekle mümkündür.

  • Patoçka’nın Vizyonu: Özgür Bir Toplum

Patočka’nın nihai hedefi, düşünceleri yüzünden insanların baskı görmediği, köleleştirilmediği özgür bir toplum yaratmaktır. Ona göre, böylesi bir toplum, Avrupa medeniyetinin gerçek anlamda yeniden doğuşunu müjdeleyecektir. Ancak bunun için, insanların kendi tarihsel varoluşlarının sorumluluğunu üstlenmeleri ve tarihe aktif olarak katılma haklarını elde etmeleri gerekmektedir. Patočka, felsefenin asli görevinin, bu özgürleşme sürecine katkıda bulunmak olduğuna inanır. Onun mirası, bizleri de düşündüğümüz ve inandığımız değerler uğruna harekete geçmeye, risk almaya ve mücadele etmeye çağırmaktadır.

Son on dakika soru- cevap yaparak ders bitirildi. Öğrencilerin derse ilgi düzeyleri ve katılımları normal düzeydedir. Ders işleyiş ve gidişat planlanan şekilde gerçekleşmiştir. 

Ön Okuma Metinleri:
  • Edward F. Findlay, “Introduction”, Caring for the Soul in a Postmodern Age: Politics and Phenomenology in the Thought of Jan Patočka içinde, s. 1-13, New York: State University of New York Press, 2002.
  • Emre Şan, “Patočka ve Sarsılmışların Dayanışması”, Cogito, s. 97-116, Sayı: 87, İstanbul: YKY, 2017.
  • Jan Patočka, “Dengede Yaşam, Derinlikte Yaşam”, çev. Ahmet Kaan Ketboğa, Sorunsallıkta Yaşamak içinde, s. 55-66, Ankara: Fol Kitap, 2021.
  • Emre Şan, “Praglı Sokrates: Avrupa’nın Krizi ve Ruhun Bakımı Sorusu”, Cogito, s. 382-402, Sayı: 111-112, İstanbul: YKY, 2023.
  • Jan Patočka, Platon ve Avrupa, çev. Burak Çakır, s. 87-182, Ankara: Fol Kitap, 2022.
  • Jan Patočka, Qu’est-ce que la phénoménologie, çev. Erika Abrams, Grenoble: Millon, 1988, s. 263-302 [İngilizce: “What Is Phenomenology?”, çev. Hayden Kee, Husserl: German Perspectives içinde, (eds.) J. J. Drummond & O. Höffe, s.84-109, New York: Fordham University Press, 2019].
Bahsi Geçen Eserler: 
Scroll to Top