Dr. Öğr. Üyesi Hicret TOPRAK | Günümüz Düşünce Akımları; Feminizm

 

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor

Ders Raporu

Dr. Hicret Toprak 

Dersin Adı: Günümüz Düşünce Akımları

Ön Okuma Metni: Kadın ve Sosyal Hayat, Nazife Şişman

Konu: Feminizm

Ders Süresi: 1 saat 30 dakika 

Ders Mevcudu: 18 

 

Ders, hocanın verdiği okuma metni ekseninde sohbet ve müzakere havasında ilerledi. Nitekim okuma metni de bir deneme yazısı ölçüsündeydi. Öğrencilerin derse iştiraki yoğundu. Derse dair alınabilen notlar şu şekildedir; 20. yüzyılsa kadınların modern dünyaya girdikleri bir yüz yıl oldu. Modern teknoloji kadınlara daha iyi sağlık ve uzun ömür nimetini getirdi. Bebek ölümleri azaldı. Kadınlar iyi eğitimler aldılar. Büyüyen kentler ve çoğalan tüketim malları yaşama insanların yaşama tarzını değiştirdi. Ev işlerinde ve çocuk büyütmenin doğasında hızlı değişimler yaşandı. Evdeki aletler kadının yardımcısı olmaya başladı. Aşılar bulundu, çocuk ölümleri azaldı. Böyle olunca on çocuk dünyaya getirip üçünün hayatta kalmasını bekleyen kadınlar daha az çocuk dünyaya getirmeye başladılar. Hamilelik ve doğum sonrası bebek bakımına ayırdıkları zaman azaldı. Hem ev işlerine hem bebek bakımına daha az zaman ayrıldığı için, sosyal yaşama katılmaya daha fazla zaman kaldı. Daha çok kadın iş hayatına girdikçe, özel alan-kamusal alan ilişkisi değişime uğradı. 

En büyük değişim özel alanda oldu: koca ile kadının eşit ortak oldukları ve erkeğin evin reisi olmadığı düşüncesi, ilk önce Amerikan ve İngiliz hukukunu ve daha sonra kıta Avrupa’sının hukuk sistemlerini etkiledi. Yani kadınlar için modernliğin anlamı, babalar ve kocalar karşısında ekonomik, hukuksal ve simgesel bağımsızlığa, bireyselliğe ve tam vatandaşlık statüsüne ulaşmaktı. Bu büyük ölçüde gerçekleşti. Refah devleti, ev bakımı, çocuk bakımı, hasta bakımı, yaşlıların bakımı gibi yükleri hafifleterek ve bir dizi sosyal koruma sağlayarak kadınlar için çalışmayı olanaklı hale getirdi. Yani kadınların hayatı, son bir iki yüzyılda çok hızlı bir değişim gösterdi. Bugün hala tartışılsa da, doğum kontrolüne ve kürtaja yönelik liberal tutumlar hukukileşti. Bunun sonuçlarından biri de doğurganlık oranlarının gerilemesiydi. Bütün ekonomik teşviklere rağmen kadınları doğurmaya ikna etmekte başarılı olamıyor Avrupalı yöneticiler. Çünkü bireysellikteki artış özgürlük ve bağımsızlığa aşırı düşkünlük kadınları çocuksuz ya da tek çocuklu bir hayata sevk ediyor. 1980’lerden itibaren, doğurganlık oranındaki gerilemeye eşlik eden başka bir gelişme daha söz konusu: evlilik dışı doğan çocukların sayısındaki artış.

Scroll to Top