Prof. Dr. Mustafa DEMİRCİ | İslam Düşüncesini Tarihsel Anlama

 

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz Projesi 2. ve 3. Sınıf Ders Grubu 

Yaz Kampı Ders Raporu

 

Tarih ve saat5 Ağustos 2022 Cuma
Ders İslam Düşüncesini Tarihsel Olarak Anlamak
Hoca Prof. Dr. Mustafa DEMİRCİ
Ders KatılımıDerse koordinasyon ekibinden Zahide Elif Ataseven, Betül Kalender, Beyza Kayacı, Hayrunnisa Akgün, Saliha Nur Bakacak katıldı.  Takdimi Zahide Elif Ataseven yaptı.

Ders Akademide yüz yüze ve eş zamanlı olarak zoom programı üzerinden çevrimiçi olarak işlendi. 

Dersin Özeti  Ders iki oturum şeklinde işlendi.

Girişte  kuruma şükranlarını iletip kurumun programındaki öğrencilere tavsiyelerle devam etti.  

Bir medeniyeti dönemlere ayırırken günlük konuşmalara değil; düşünsel kırılmalara ve sanatsal değişimlere bakmak gerekir. Bu teorinin sahibi İbn-i Haldun’un medeniyet telakkisi incelenmelidir. Bu şekilde tarihin estetik yorumunu yapabiliriz. Sanatların gelişimini hiyerarşilerini anladığımızda medeniyeti anlayabiliriz bunu da İlahiyatlar multidisipliner ancak olarak yapabilir. 

Ciddi bir tarih nosyonu olmadan ilahiyatta da diğer bilimlerde de çalışılamaz.

İnsanların babalarından çok zamanlara benzemesi deyişinden hareketle zamanı anlamanın insanı anlamak olduğunu söyleyen Demirci, elimize gelen metin o metni yazan insanın dünyası olduğundan bahsederek rivayetlerin önemine dikkatleri çekti. Bazı tarihçilerin dînî tarih, ilmî tarih diye sınıflandırmalarını eleştirdikten sonra ilmi tarihin dine karşı oluşmuş olması tezine karşı ilmi tarihin dinden beslendiğini; tarihin bütünsel incelenmesinin gerekliliğini argümanlarıyla açıkladı.

İslam düşüncesini anlarken ilahi olanla beşeri olanın hattının çizilmesi gerekir; bunun için Tanrı-Alem ilişkisini iyi anlamak gerekir. Kelamcılar da filozoflar da bu konuyu işlemişlerdir. Malik bin Nebi “tevhit düşüncesinde meydana gelen her delik ve arıza yeryüzünde sahte tanrıları, insanlar arasında sahte ilahları üretir” Hristiyanlık bunu karıştırdığı için 2000 senedir işin içinden çıkamıyorlar.

Cerh ve tadilin, hadis usulündeki rical tenkitleri rivayet zinciri ve metin tenkidi denetlemelerinin, dünyanın en gelişmiş tenkit metodu olduğundan bahsedildi.

Medine’deki uygulamaları teşri kaynağı olarak alıp direk uygulanmasıyla İslam’ın içine kıyafet, sarık, sakal girmeye başladı. Doğu kültürleri (Hint, Pers…toplumları) Batıya nispetle daha köklülerdir. Bu sebeple Müslümanlaşırken aynı zamanda Araplaştılar. Ancak Kafkaslar, Peştular, ya da İranlılar, Türkler Müslümanlaşırken  dini aldılar ama milliyetlerini almadılar. Kendi gelenekleriyle İslam’ı mezcetme imkanı buldular; kendi geleneklerine İslam’ı adapte edince kıyafetlerini değiştirmek zorunda kalmadılar. 

İslamda insan ölçeğini aşan hiçbir figür düşüncemizde yer tutamaz vurgusuyla dinin fıtratla iç içe olduğundan bahsedildi. İslami olanla beşeri olan İslam düşüncesinde net olarak ayrılabilmesinin bizim daha gerçekçi bir evren, toplum tasavvura sahip olmamızı sağladığı üzerinde duruldu. İbn-i Sina’nın astroloji ve ilm-i simyayı kabul etmemesi gibi bu duruma örnekler verildi.

                                                    …

İkinci oturumda İslam düşüncesinin üç evresinden bahsedildi. 

Ayetlerin üçte ikisinin indiği Mekke dönemini tamamen bir dünya görüşünün ikamesi, yeni bir benliğin ve kimliğin inşası üzerinedir. Varlık, bilgi, değer anlamında bir zihni yapı oluşturur. Buyurgan bir dile sahiptir; kronolojik olarak okunmalıdır. İnsanın “ben idraki”nin oluştuğu dönemdir. Tarihin bu hiyerarşik yapısına uygun olarak bir literatür oluşturmalıdır. 

Medine döneminde Müslüman toplum, bir diasporadan çıkıp bir cemiyet haline geliyor. Müslüman bir toplum ortaya çıkıyor. Hicretten Bedir savaşına kadar Peygamberimizin 8 (pazar uygulamalarının sınırları, anayasa, ezan, nüfus sayımı…)tane icraatı vardır. M. Hamidullah bu kısmı Müslüman toplumun teşkilatlanması olarak adlandırır.

Ayetlerin muhtevası kendi zamanlarına uygun olarak inmesine rağmen sebebin hususiliği ayetin umumiliğine mani değildir kaidesi üzerinde durularak tarihselci bakış açısına imada bulunuldu.

İlahiyat çalışmalarından tarihçilik açısından bir noksanlığımız, hadislerin sebebi vürudu tam olarak tespit edilememiş olmasıdır. Hadislerin hikayeleri maalesef yok; rivayet zinciri o dönem kriterlerine göre yetiyordu belki ancak günümüz bilgi kriterleri için daha fazlası gerekmektedir. 

İslam tarihinin kaynakları öncelikle Kur’an-ı Kerim olduğu üzerinde ayetlerden örneklerle duruldu.

Nabia Abbot’un (Tarihçi, Süryani) hadis şecerelerinden, hadis metinlerinin aktarılırken ne kadar değişime uğramadığını tespit etmesini sistematik ilmi bir yöntemle anlam kaymalarını tespit etmeye çalıştığından bahsedilerek tarihçi misyonunun İslam düşüncesini anlamada vizyon kazandıracağını söyledi.

Bilim, doğru soru sormaktır. Soru sorabilmek için konuyu derinlemesine bilip gedikleri, açıkları tespit etmeyi gerektirir.

Katılımcılara tarih disiplini olmadan iyi bir akademisyen olunamaz diye alanıyla ilgili tavsiyelerde bulundu. 

Kelam ve fıkhı İslam düşüncesinin iki kanadı olarak görebiliriz. Bu kanatlar, bugünün havasıyla çalışır.

14. yüzyıla kadar İslam dünyası imparatorluklara alışmış, şehirleşme oluşmuştu. Bu dönemlerde mesela Osmanlı fıkıh risalelerinde güncel sorunlardan ziyade metodoloji sorunu irdelenmiştir. Durağan hayat olunca problematik ilerlemedi. Mevcut fıkhi sistem farazi durumlara dahi uyarlanmış bir sisteme sahip olduğundan nispeten 19. yüzyıla kadar güncelleme gereksinimi hissedilmemiştir. Ancak bu dönemden sonra insanlık farklı bir çağa girdi. Tarım çağından sonra endüstriyle insanlığın hayatındaki evrimlerden en önemlileridir; Avrupa’da makine icat edildi; buna bağlı olarak hareketlilik artmaya başladı, ciddi dönüşümler oldu bu dönüşümü yapanlar ilk olarak Yahudiler ve sonrasında Avrupalılardır bu sistem, Kapitalist düzendir. Ardından elektiğin icadıyla çok farklı bir sürece girdik. Bu dönemin fıkhı oluşturulmalıydı ki bu süreçlerde büyük savaşlar oldu; gerek ilmi gelişmeler gerek maddi güç zayıflayınca geride kalmışlık ve savunma refleksiyle hareket edildi. Biz kendimizle yüzleşemedik hâlâ.

Oryantalizmin, Avrupamerkezciliğin sadece Doğuya bakan bir kanadından ibaret olduğunu söyleyen Demirci, bunun temellerinin aydınlanmayla, Rönesans ile bağlantılı olduğunu söyledi. Beş yüzyıllık bir birikimle karşılaşan Müslümanlar’ın savunma mekanizmasından ziyade ancak kendi problemleriyle ilgilendiğinde -dış dünyaya da kulağını kapamadan- daha özgün düşüncelere kavuşulacağı söylendi. 

İkinci oturumun sonunda, başlarda bahsedilen dönemlendirmeyle sonlandırıldı ki o dönem Medine toplumunda Hulefa-i Raşidin dönemiyle başlayan İmraratorluğa dönüşen dönem ve hızlı büyümenin doğurduğu sorunları ihtiva eder.

Katılımcılara birkaç kez Taberi okumalarını tavsiye ettikten sonra sebeplerinden bahsetti; İslam, nihai şekillenmesini gelenekleriyle yapmasına rağmen kurumlarının teşekkülünü ilk üç asırdan yaptığından, mezheplerin oluşumu o dönemde olduğundan iyi anlamalıyız.

Tarih bir eleştirel düşünce ufuk verir tenkit etmek durumundayız. Kılı kırk yarak sorgulayıcı bir nosyon kazandırır tarih.

En büyük medeniyet, edebiyatın bilimin her alanında zengin miras bırakan kültürdür.

İbn Mukaffa, Farabi, İbn Haldun hakkındaki çalışmalarından bahsettikten sonra geleceğe yönelik temennileriyle konuşmasını sonlandırdı.

İleri Okuma Metinleri Müslümanların Tarihi (Kollektif eser, ed.İrfan Aycan, otto, 8cilt)

Rahim Acar, Farabi ve İbn Sina’nın Astroloji Reddiyesi

Aytunç Altındal, 3 İsa

Ali Şeriati, İnsanın Dört Zindanı

Fuat Sezgin, Buhari’nin Kaynakları

Aliya İzzet Begoviç, Doğu Batı Arasında İslam

İbn Sa’d, Tabakatu’l Kübra 

Belazuri, Fütuhu’l Buldan 

Ezraki, Ahbaru Mekke 

Fatma Zehra Kamacı, Hz Peygamberin Günlük Hayatı -Mescid-i Nebevi- 

 

Scroll to Top