Prof. Dr. Osman DEMİR | Klasik Kelam Kitaplarında İnanç Esaslarının Tanzimi

 

Anadolu İlahiyat Akademisi

Geleceğin Akademisyenlerini Arıyor Projesi

Ders Raporu

2. Sınıf Ders Grubu   

Tarih:4 Kasım 2023, 11.00
Ders:Klasik Kelam Kitaplarında İnanç Esaslarının Tanzimi
Hoca:Prof. Dr. Osman Demir
İşleniş:Yüz yüze: 6

Online: 13

Özet:Ders tek oturumda işlendi. Ders başlangıcında akaid, akide ve kelam kavramları tek tek işlenerek gelenekte süregelen karşılıklarına değinildi. Klasik kelam kitaplarında inanç esaslarının tanzimi, Hasan Basrî’nin Kader Risalesi ve Ebu Hanife’nin El-Fıkhu’l-Ekber’i üzerinden kısaca işlendi. Geriye kalan klasik kelam metinlerinin bahsi geçirildi ve detaylarının bir sonraki derste işleneceği söylendi. Ders sistematik bir şekilde ve kavramlar üzerinden işlendiği için öğrenciler oldukça memnun kaldı. 

– Akide, akaid ve kelam birbirinden farklı kavramlardır. 

– Akide, yani inanç; dini nasslarda, dini metinlerde Allah’ın bizden kesin inanmamızı istediği subütu ve delaleti kat’i olan inanç ilkeleridir. Müslüman olmanın temel şartlarıdır. Allah vardır, şek ve şüphe kabul etmez. Peygamber vardır, Allah vahiy göndermiştir. Bu gibi minimal metafizik unsurlar, yani Müslüman olmanın temel şartları, akidelerdir.

– Amentü duası akidenin özetidir.

– Akaid, temel unsurları oluşturulan ikincil derecedeki bu hükümlerden, akidelerden hüküm çıkarmaktır. Mesela yoktan ya da vardan yaratma inancı akaiddir, akide değildir. Ama Ehl-i Sünnet’in akaididir. Mezheplerin akaidleri vardır ama her Müslüman inanmak zorunda değildir. Bu sebeple akaidler, akide değildir. 

– Mesela cisman-i haşr, Ehl-i Sünnet’in akaididir.

– Özetle akaid, akide üzerine yapılan birincil tartışmalar ve bu tartışmalardan çıkarılan hükümlerdir. Akaid metinlerinde nakil esastır, akıl kısmen devreye girer. Akaidde akıl nakil dengesi, nakil lehinedir. 

– Bağdadi’ye göre alemin araz ve cevherden oluşması ehli sünnetin akaididir, akidesi değildir.

– Kelam ise bir sanattır. Bir dini, itikadı savunma sanatıdır. Tamamen dünyevi bir sosyal disiplindir. İslam inancını dış meydan okumalara karşı savunmak için icat edilen bir disiplindir. Kelamın yönü, dışarıdır. Akaidin yönü içeridir, safları sık tutmaya çalışır. 

– Kelamın kurucu unsuru, siyasettir. 

– Kelam evrensel konularla ilgilenir. Ya eyyuhannasu der, ya eyyuhellezine değil. 

-Kelamcı Gazali’ye göre haç yolunun muhafızıdır. Kelamda spekülasyon, aklın imkanları son sınırına kadar kullanılır. Kelam kitabında naklin yer aldığı yerler, genelde uluhiyet ya da gaybi konulardadır. Kelamcılara göre nakli deliller, zannıdir. Mühim olan ayeti anlamaktır. Akıl, ise evrensel ilkeler üzerinden ispatını yaptığı için o baz alınır. 

– Kelam ve akide, hedef kitlesi ve yöntemi farklı, ama kaynağı ve dayandığı temel ilkeleri aynı olan iki ayrı disiplindir. 

– İman esasları ayetlerde ve hadislerde vardır. Peygamberin inançsız bir toplumu enforme etmeye çalıştığı, Allah’ın da tevhidi sürekli olarak vurguladığı bir sistem vardır. Kur’an bu sebeple iman esasları üzerine kurulmuştur. 

– Peygamber vefat edince otorite boşluğu oluşmuştur. O boşluk doldurumuştur ama ilk kırılmalar da aynı zamanda o zaman yaşanmıştır. Kırılmalara paralel olarak ilk itikadi sorunlar da ayyuka çıkmıştır. 

– İlk ortaya çıkan itikadi sorun, kader problemidir. Bu siyasi kırılma birçok başka siyasi ve itikadi meseleyi de beraberinde getirmiştir.

– Mesela cemel ve sıffin savaşları İslam toplumunun izah etmesi gereken en büyük kırılmadır. Bu yeni bir kategori ortaya çıkarmıştır. Bir müslümanın bir müslümanı öldürmesine dair bir kavram yok Kur’an’da, çünkü geldiği toplumda bunun bir karşılığı yok. Yani mürtekib-i kebire, büyük günah işleyen insan prototipi ortaya çıktı. Müslüman kanı dökmenin izahı ve kavramı yoktu.

– Hariciler denilen grup ortaya çıktı. İtikadi meseleler üzerinden görüşlerini temellendirdiler. Kader problemi sorunu da burada derinleşmeye başladı. 

– Hasan Basri’nin Kader Risalesi, Şam’da bir özgür irade tartışmasının varlığının kanıtıdır. Hristiyanlarla, Müslümanlar arasında bir tartışma ortamı olduğunun kanıtıdır. İsa’nın mahiyeti meselesi, Kur’an’ın yaratılmışlığı meselesi burada tartışılmaya başlanıyor. Sıfatlar tartışması da burada başlıyor. İlerde akaid, kelam kitaplarının merkezinde yer alacak uluhiyet meselesinin alt başlığı olan Allah’ın zatı, sıfatları ve fiilleri meselesinin başlamış oluyor.

– Abdülmelik b. Mervan, Hasan El Basri’ye Şam’da bir takım insan davranışlarının yaratılmış olmadığını, insanın tamamen özgür olduğunu iddia eden gruba karşılık onun fikrini sormasına karşılık Hasan El- Basri Kader Risalesini yazar. 

– Hasan El Basri’ye göre cebir yoktur, Allah insanları ona kulluk etsinler diye yaratmıştır. Yani insanları yaratıp onları kafir olarak ya da mümin olarak yaratmaz. İbadet ederse kişi Mü’min olur. Bu insanın kendi seçimidir. Daha sonra ayetler üzerinden tek tek insanın özgür olduğunu ispatlamaya girişir. Kader risalesi, yalnızca kader meselesini açıkladığı için kurucu metin değildir.

– Fıkh-ul Ekber, ilk kapsamlı klasik kelam kitabı diyebileceğimiz konuları kapsayan kurucu bir metindir.  

– İlk kez akaid konularını bütün bir şekilde Ebu Hanife ele almıştır. İlk akaid kurucu metni diyebileceğimiz kitap Fıkh-ul Ekber’dir. 

– Fıkh-ul ekber’de ilk önce amentü ilkeleri verilir ve açıklanır. Sonrasında sıfatlar konusuna girer ve sıfat tasnifi yapar. Allah’ın sıfatlarının yaratılmışların sıfatlarından farklı olduğunu ayetler üzerinden açıklar. Tevil, gündeme sıfatların ve müteşabih ayetlerin açıklanması üzerinden gelir. Tevhidin özünden bahseder. 

Mutezile’nin Kur’an yaratılmıştır görüşünü delillendirerek reddeder. Kader, akaidin bir meselesi haline gelmeye başlamıştır. Fıtrat ve iman meselesi uzun uzun anlatılmıştır. 

Ön Okuma Metni:
  • İlyas Çelebi, Ortaya Çıkışından Günümüze Kelam İlminde Konu problemi
Bahsi Geçen Eserler: 
  • Wensinck, The Muslim Creed
Scroll to Top